mustafa
mberzurumlu
Koleksiyon
Koleksiyon Hakkında
Saatler benim için sadece zamanı gösteren araçlar değil; tıkır tıkır işleyen mekanikleri, kadrandaki ince detayları ve bileğimdeki duruşlarıyla karakterimi yansıtan yol arkadaşları. Koleksiyonumu kurarken tek bir tarza veya döneme saplanmaktan hep kaçındım. Benim için asıl önemli olan, saatin bir ruhu olması ve hikayesiyle bana hitap etmesi. Seçkimi "Otomatikler", "Dalgıç & Havacı" ve "Klasikler" olarak farklı dünyalara ayırmamın sebebi de tam olarak bu çeşitliliği sevmem. Kutuyu açtığımda moduma göre bambaşka hikayelere uzanıyorum. Bir yanda Cartier Santos'un o ikonik ve asil zarafeti dururken, diğer yanda Omega Seamaster Aqua Terra'nın derin yeşil kadranı göz kırpıyor. Günlük tempoya ayak uydurmak istediğimde elim Tissot PRX'in ferah buz mavisine veya Longines Conquest'in sportif şıklığına gidiyor. Tabii King Seiko Vanac gibi retro karakteriyle ağırlığını koyan vintage ruhlu parçaların yeri bende hep ayrı. Biraz daha sportif hissettiğim günlerde ibre dalgıçlara ve havacılara dönüyor. Tudor Black Bay 58'in tok duruşu, IWC Pilot'un kokpit ruhu veya Seiko King Turtle'ın efsanevi kasası bileğime ayrı bir güven veriyor. Eğlenceli anlarda ise Snoopy MoonSwatch harika bir eşlikçi oluyor. Daha sakin ve nostaljik anlarda Orient Open Heart'ın çalışan kalbi, Seiko Recraft'ın köşeli havası ya da o hepimizin bildiği klasik Casio imdadıma yetişiyor. "Neye göre topluyorsun?" derseniz; tamamen içgüdülerime ve horolojiye duyduğum o büyük saygıya göre. Amacım kasada kilitli kalıp tozlanacak cansız bir yatırım portföyü yaratmak değil. Ekran başında saatlerce kod yazarken, zorlu bir satranç maçında hamle düşünürken veya sabahları kendi espressomu hazırlarken bana eşlik edecek benimle yaşayan bir seçki kurmak. O mekanik çarkların sesini ve saatin bilekteki o tatlı ağırlığını hissetmek benim için bu tutkunun en saf hali.
Automatics7 saat


















