Mikro markaların ve bağımsız saatçiliğin tüm dünyada yükselişe geçtiği günümüzde, geriye dönüp baktığımızda coğrafyamızda sessiz ama çok derin izler bırakmış iki özel projeyi hatırlamak gerekiyor: TürkSaat Rumi ve TürkSaat Hezarfen.
Bu saatler, endüstriyel devlerin seri üretim hatlarından değil; Türk Saat Forumu çatısı altındaki bir grup vizyoner yerli saat meraklısının, koleksiyonerinin ve ustasının saf tutkusundan doğdu. Ticari kaygılardan tamamen uzak, tamamen kolektif bir ruhla üretilen bu iki model, Türk saatçilik tarihinde birer "başyapıt" olarak yerini aldı. İşte Türk motiflerini, tarihini ve İsviçre mekanik işçiliğini aynı kadranda buluşturan o iki efsane.
Gökyüzüne Açılan Kanatlar: TürkSaat Hezarfen
Galata Kulesi’nden Üsküdar’a, insanlığın uçuş tarihine adını altın harflerle yazdıran ilk Türk bilgini Hezârfen Ahmed Çelebi... TürkSaat Hezarfen, bu cesur ve özgürlük tutkunu ruha saygı duruşu niteliğinde tasarlanmış bir havacılık (pilot) temalı saattir.
Özgürlüğün Kadrandaki İmzası
Hezarfen projesi, Rumi'nin mistik ve klasik havasına tezat olarak daha dinamik, daha güçlü ve "havacı" karakterine uygun bir kasa yapısıyla karşımıza çıkar. Kadranında ve arka kapağında Hezarfen’in ikonik uçuşuna, Galata Kulesi silüetine ve dönemin rüzgarını arkasına alan havacılık detaylarına yer verilmiştir.
Mete Oralarkaya ve Adnan Hayretdağ gibi yerli saatçiliğin emektar isimlerinin ellerinde hayat bulan proje, parçaların yurt dışından titizlikle seçilip bir araya getirilmesiyle tamamlanmıştır. Çok kısıtlı bir limitli seride üretilen Hezarfen, Türk saat severlerin kolektif başarı öyküsünün en somut kanıtlarından biridir.
Zamanda Sonsuz Bir Devir: TürkSaat Rumi
Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin felsefesinden ve tasavvuf kültüründen ilham alan TürkSaat Rumi, sadece zamanı göstermeyi değil, zamanın ruhunu hissettirmeyi amaçlayan bir tasarım felsefesine sahip. Saatin her bir detayı, derin bir sembolizm barındırıyor.
Tasarım ve Sembolizm
Saate ilk baktığınızda dikkatinizi çeken en rafine detay, kurma koludur. Bu kol, Konya’daki Mevlâna Türbesi’nin meşhur yeşil kubbesinden (Kubbe-i Hadra) esinlenerek konik yapıda tasarlanmıştır. Kadranın sadeliği ise tasavvuftaki yalınlığı ve dervişlik hırkasını simgeler niteliktedir.
Ancak saatin asıl büyüsü, saat 6 yönündeki küçük saniye (small seconds) alt kadranında saklı. Saniye ibresinin ucuna yerleştirilen minyatür Semazen figürü, mekanizmanın her vuruşunda kadran üzerinde adeta bir sema ayinine kalkar. Zaman aktıkça semazen döner; zaman, Rumi ile mistik bir boyuta taşınır.
Teknik Kalp: ETA Peseux 7001
Bu zarif tasarımı taşıyabilmek için saat dünyasının en saygın, ince ve güvenilir kurmalı mekanizmalarından biri olan İsviçre yapımı ETA Peseux 7001 kalibre tercih edilmiştir. Mekanizmanın kurmalı yapısı, kullanıcı ile saat arasında her gün tazelenen mekanik bir bağ kurar. Sınırlı üretilen bu model, günümüzde bulunması en zor koleksiyon parçalarından biridir.
Koleksiyoner Gözünden: Bu Saatleri Özel Kalan Ne?
Bugün büyük bütçeli lüks saat markaları bile yerel kültürlere hitap eden modeller üretirken zorlanabiliyor. TürkSaat Rumi ve Hezarfen’i eşsiz kılan şey ise, "bizden" olan hikayelerin, doğrudan o hikayeyi yaşayan ve hisseden insanlar tarafından tasarlanmış olmasıdır.
Bu saatler vitrinlerde sergilenmek için değil; bir foruma gönül vermiş saat dostlarının el emeği, göz nuru ve ortak kararlarıyla üretildi. Eğer elinizde bu iki modelden biri varsa, sadece İsviçre mekanizmalı limitli bir saate değil, Türk horoloji tarihinin en saf ve samimi dönemine ait birer tarihi vesikaya sahipsiniz demektir.
Bu yazımızı sevdiyseniz, şu içeriklerimize de mutlaka bakın
Editörümüzün bu yazıyla birlikte önerdiği diğer içerikler.










Yorumlar
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.