Neden Bazı Saatler Hiç Eskimez?
Modanın geçemediği, zamanın yıpratamadığı saatler üzerine bir deneme
Bazı saatler vardır;
onlara “yeni” demezsin, “eski” de.
Vitrinde dururken çağsızdır, bilekteyken zamansız.
Yanında trendler değişir, modalar yükselir ve düşer.
Ama o saat… hep oradadır.
Peki neden bazı saatler eskimez?
Bu bir tasarım meselesi değil sadece.
Bu, insan davranışıyla, alışkanlıklarla ve zaman algısıyla ilgili bir şey.

“Zamansız kol saati” diye bir kavram var. Herkes kullanıyor ama çok az kişi ne anlama geldiğini gerçekten düşünüyor. Çoğu zaman bu ifade, modası geçmeyen bir tasarımı anlatmak için söyleniyor. Oysa bazı saatler sadece modası geçmediği için değil, hayatın içinde eriyip gittiği için eskimez.
Bir kol saati alırsın. İlk gün iyidir. İlk hafta daha da iyidir. Ama aylar geçtikçe bileğinden düşer. Bunun sebebi saatin kalitesiz olması değildir. Çoğu zaman saat, senin hayat ritminle uyumlu değildir. İşte eskimeyen saatler tam bu noktada ayrışır. Onlar vitrin için değil, günlük kullanım için var olmuş saatlerdir.
Saat seçimi yapılırken genelde büyük laflar edilir: tasarım, mekanizma, malzeme, prestij… Ama yıllar sonra bilekte kalan saatler bu başlıkların hiçbiriyle hatırlanmaz. O saatler, sabah aceleyle evden çıkarken takılan, toplantıda fark edilmeden duran, yolculukta kolunun ağırlığına karışan saatlerdir. Yani “iyi saat” değil, alışılan saat olurlar.
Moda saatler bir dönemi anlatır. Zamansız saatler bir insanı.
Aradaki fark tam olarak budur.
Eskimeyen saatlerin ortak bir özelliği daha vardır: Kendilerini ispatlama çabaları yoktur. Büyük kasalarıyla bağırmazlar, karmaşık kadranlarla dikkat çekmezler. Bir kol saatinin her detayı “bak bana” diyorsa, o saat genellikle kısa sürede yorucu olur. Oysa sade saatler, ilk bakışta heyecan yaratmasa bile uzun vadede bağ kurdurur. Google’da “her gün takılabilecek saat” diye aranan şey tam olarak budur.
Bir saatin eskimemesi, onun hiç değişmemesi anlamına da gelmez. Tam tersine; çizilir, iz alır, camında küçük hatıralar birikir. Ama bu izler saati yaşlandırmaz, kişiselleştirir. Bu yüzden bazı saatler sahibini değiştirebilir. Babadan oğula geçen bir kol saati hâlâ anlamlıysa, bu tasarım başarısından çok, zamansızlıktır.
Saat alırken çoğu kişi geleceği düşünür: “Beş yıl sonra da takar mıyım?”
Asıl doğru soru şudur:
“Bu saat, hayatımın tekrar eden günlerinde bana eşlik eder mi?”
Eskimeyen saatler bu soruya sessizce “evet” der.
Ne trenddirler, ne nostalji.
Sadece yerindedirler.
Belki de bu yüzden bazı saatler için “eski” kelimesini kullanamayız. Onlar yaşlanmaz. Sadece bizimle birlikte zamanın içinden geçerler.



